Öğrenci hayatımızın icap ettiği sorunlar yüzünden geciktirilmiş bir yazı ile karşınızdayız.
Öncelikle bu yazımda iktisat tarihinde işlediğimiz putting-out sisteminden bahsedeceğimi bahsetmek isterim.
Putting-out sistemi eve iş verme olayıdır. Tüccar kapitalistlerin evlere hammadde götürmesi ve bitmiş malları alıp yeniden pazara sunmasıdır. Bu sistem çok uzun müddet yaşadı ki hala da yaşamakta. Ama sadece belirli alanlarda.
Putting-out sistemini geliştirip kullanabiliriz amma ve lakin bu sefer tüccarlar kapitalist olmasın mümkünse. Çok hayalci bir yaklaşım sayabilirsiniz ama üreten de satan da ülke de kazansın. Şuan kendimi neo klasik iktisatçı gibi hissettim. Hayır efendim ben her üretilen satılır arz ve talep birbirine eşittir demiyorum. Ama arz ve talep sadece bir noktada da kesişmesin yani. Demek istediğim evde boş oturanlara da iş olanağı sağlanmalı. Bu işsiz sayısını çoğaltmaz. Nasıl olur? Şöyle ki bir evde bir kişinin de çalışması demek; eve bir miktar fazla para girer demek. Paranın olduğu yerde harcama da vardır. Örneğin fabrikalarda ambalajların yok sayılamayacak bir kısmı elle hazırlanır. Bu iş evlerde bayanlara verilse o ambalajlamayla uğraşan eleman üretime dahil olsa ve üretilen ürün bir kısım da olsa artsa bu evde kazanan ablamız da kazandığını harcasa ekonomide ufak da olsa bir canlanma olur. En azından kişisel refah düzeyi artar. Şuanlık tüm yeniliğe kapalı ekonomimiz için bile bu yadsınamaz.
* * *
Bu yazımı da Adam Smith' e ithaf edeyim bari :)
Hiçbir şeyi küçük görmemek,
yeniliğin ve iktisadın değerini bilmek üzere. . .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder